
Kişiler enteresan.Kişilikler daha da!
Biraz mutlu oldunuz mu sorgulamaya başlıyorlar her şeyi. Merak ediyorlar.
Aynı yaşlı teyzelerin perdelerin arkasına gizlenip sokağı gözledikleri gibi, ya da kapıdaki küçük delikten sizin hayatınıza meraklı bir bakış attıkları gibi.
Hani evinize kim giriyor, kim çıkıyor, o tanıdık adam mı geliyor sürekli yoksa bir yabancı mı? O sarışın kızı pek gözüm tutmamıştı zaten, bu esmer daha yakıştı komşunun oğluna, cinsinden.. =)
Çevremdeki insanlardan, arkadaşlarımdan, dostlarımdan hatta ailemden hep aynı şeyi duyar oldum:
BU KADAR ENERJİYİ NEREDEN BULUYORUM????
NEDEN BU KADAR MUTLUYUM?
NASIL OLUYOR DA KENDİME BU KADAR GÜVENİYORUM?
NASIL OLUYOR DA HER ŞEYE YETİŞEBİLİYORUM?
Sever misiniz aynaya bakmayı? Uzun uzun seyreder misiniz kendinizi aynada? Değişik mimikler yapar misiniz aynaya bakarken? Misal nasil bakarsam daha etkileyici olur vs. gibi? Hazirlanmakta oldugunuz bir sunumu ayna karsisinda okuyup prova eder misiniz?
Kisacasi aynalarla barisik misiniz?
Öyleyse eğer, ne mutlu size! Keyfini cikarmaya bakin ;)
Aksi takdirde..
Hiç aynaya uzun uzun bakıp da kendinizi tanıyamadığınız, tanımakta zorlandığınız, o görüntüye ve görüntünün arkasındakilere tutunmakta zorlandığınız oldu mu?
Ya aynalarla yüzleşmek istemediğiniz zamanlar? Aynalardan kaçtığınız, düşmandan kaçar gibi, aynadaki aksinizden?
BENİM OLDU!
Çalışma masamda oturur, çalışır, müzik dinlerdim. Çalışmak tek dayanağımdı. Hayatımda sevdiğim, bana ait olana hayran olduğum tek noktamdı.
İŞİM.
Bana ait olan, nefret ettiğim her şeyden kaçışımdı. Çok çalışıyordum. Ama çok..Hiçbir işim yoksa, kendime yeni işler çıkarıyordum.
Zevk aldığım hiçbir şeyi yapmıyordum. Bana hayatımın sevmediğim yönlerini ufacık da olsa, bir kırıntı ile bile hatırlatacak hiçbir şey.
Kitap okumuyordum, yemek yapmıyordum, alışverişe gitmiyordum, arkadaşlarımla çıkmıyordum..
Tek yaptığım...
Çalışmak ve müzik dinlemekti...
Sonra bir akşam sevdiğim şarkılardan birindeki tek bir dize dayanağım oldu.
“People staring at the mirror facing someone else!”
O kadar bana aitti ki, ondan kaçamadım. O kadar uzun zaman olmuştu ki...Kendimle yüzleşmediğim,yüzleşemediğim, hayatımın sevmediğim noktalarına dokunmadığım, dokunamadığım, tiksindiğim..Gökyüzüne bakıp da yıldızları seyretmediğim...Aydede ile konuşmadığım..
Oysa çok severdim hem küçükken, hem gençken...
Gece başımı kaldırıp da gökyüzüne baktığımda, dilerdim olmasını istediğim her şeyi..
Sanki daha bir yakın hissederdim o zamanlar kendimi...O büyük güce ve güvene..
Neden geceleri tercih ederdim, neden yıldızları ve ayı? Bilmem..
O kadar uzun zaman olmuştu ki sevdiğim gecelerde uyukladığım ve uyumaktan kendimi alamadığım...Gözlerimi sıkı sıkı yıldızlara, ayın hallerine, Tanrı’ya ve hayata, dualara, umuda, düşlere, hayallere kapadığım...
Ve...
Duydum...
“People staring at the mirror facing someone else!
Others doing what they shouldn’t.
It was someone else.
People’re lying cause they’re trying to someone else.
It’s not you I see with that guy, must be someone else!”
Kabus bitmemişti ama ben uyanmaya karar verdim..Yeniden doğmaya...Zor olacaktı belki, belki kolay..Belki kendimi hiç bulamayacaktım bu arayışta, belki de o anda zaten çoktan tekrar varolmuştum..
Bir hayat kurdum kendime şarkı dizelerinden...Aynaya baktığımda kendimi görmek için.
Olduğum gibi...
Kendimi sevmek, kendime aşık olmak için..
Yapmamam gereken şeyleri daha fazla yapmamak adına..Yapmam gereken şeyleri daha fazla ertelememek adına...
Ben doğdum, yeniden doğdum, tanımadığım bir yabancıdan doğdum. Aynaya baktım ve kendime dürüst oldum. Ve tahammül edemediklerimin içinden çekip çıkarttım kendimi..
Kısacası,
Kendime, uzattığım el kendimin oldu.
PS. İşte böyle başladı HER ŞEY! BENİM HER ŞEYİM!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder