
Susmak gerekiyor bazen. Sadece dinlemek.
Ağzını açıp haykırmak istemek belki, belki bağırıp çağırmak, belki öfkelenmek delicesine.
Ama susmak gerekiyor..
Sakin kalmak..
Daha fazla can yakmamak için.
Yanan kendi canı olunca insanın..
Susmak gerekiyor, tepki vermemek...
Susmayı beceremiyoruz (m), sessiz kalmayı bazen. Kendimize dönmeyi, kendimizi dinlemeyi, kendimizle kalmayı, kendimizle olmayı, kendimizi kucaklamayı..
Konuşuyoruz...Konuştukça ölüyoruz, öldürüyoruz bazı şeyleri..
Bir şeyleri açıklama derdindeyiz sürekli..
Başkalarına bir şeyler açıklamaya çalışırken kargaşa yarattığımız kendi hayatımız aslında..
Oysa kişinin kendiyle olan hayatı esas olan...
İşte tam da bu yüzden susmak gerekiyor..
Bir başkasına onun ne kadar iyi olduğunu söyleseniz kaç yazar, o inanmadıktan sonra?
Ya çok kötü olduğunu söyleseniz?
Ne farkeder?
Birine onu çok sevdiğinizi söyleseniz, o inanmadıktan sonra...
İkna turları..
Yorulmadınız mı bir şeyleri anlatmaktan? Yorulmadık mı?
Belki bu sevgiyi anlatmaya çalışmaktansa, sevmeyene bu kadar güç, enerji, zaman harcamaktansa..
Kendimize dönsek...Kendimizi dinlesek...Kendimize söylesek ne kadar sevdiğimizi kendimizi...
Kendimize söylesek ne kadar değerli olduğumuzu...
Kendimizi kucaklasak, kollarımızı iki yana bir dünya kadar kocaman açıp..
Sımsıkı sarsak...
Ve bunu sessizlikte, kendimizle başbaşa yapsak...
Kendi sevgimizi kendimiz haketsek önce..
Aslında çoktan hakettiğimizin farkına varsak..
Hakettiğimiz sevgiyi, kendimiz kendimize sunsak...
Kendimizi sevmekten, sevgiye layık görmekten utanmadan.
Her şeye rağmen varolsak, “Ben de varım!” desek?
Biz BİZLE yaşasak önce?
Daha güzel olmaz mıydı?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder