Hani insan kocaman bir orkestraya sahiptir, tüm çalgıların eşsiz güzellikte sesleri vardır,hepsini tıngırdatmak ayrı yetenek gerektirir. Aslında o yetenek içerde bir yerdedir, içe bakmadığınız için göremezsiniz. Bir sevgili gelecektir, yönetecektir ve sizin orkestranız harikulade bir konser verecektir. Sevgili ancak ürettiğiniz müziğin kalitesine gelir! Önce çalgılarınızı öğrenip, orkestranızı yönetin ve güzel bir konser verin, sonra selama çıkarsınız, elbet alkışlayan birileri olacaktır. (R. Okandan)

26 Şubat 2010

TAKTİKSEL AŞKLAR


Bitmesinin son derece gerektiği, ve benim birtürlü bitiremediğim bir evliliğin içinde son derece uzun süren bir hapis hayatından sonra, bitirmeyi bildim.

Sonrası...

Başka bir zaman...

Bu yazının amacı bu değil...

Çok seviyorum yürüyüş yapmayı. Günde en az iki kere köpeğimle, ve her canım sıkıldığında da kendimle çıkar yürürüm Ankara’nın o en sevdiğim caddesinde. Hava güzelse, bir cafe’de oturur kahvemi içer, sigaramı tüttürürken etrafı izlerim. Bazen yazarım bir şeyler çok sevdiğim kurşun kalemimle..

Bazen haftasonları tekbaşıma çıkarım dışarıya. Bir pub’a gider birkaç tane bira içer, bazen kitap okur, bazen MA/DELTA programı için okumam gereken makaleleri okur, ders çalışırım. Bazıları güler bana, komik bulur..Ama yani, kelimenin tam manasıyla söylemek gerekirse,

Canım bira mı çekti? Evde sıkıldım mı? Şöyle keyifli bir yerde biraz vakit mi geçirmek istedim? Kim tutar ki beni benden başka? Ben de uzun zaman önce bıraktım tutmayı zaten. :)

Ve böyle anların tümünde gözlerim çiftlere kayar. Çaktırmadan, biraz sıkılganlık, biraz utangaçlıkla izlerim onları.

Birliktelikleri uzaktan izlediğimde o kadar enteresan şeylere şahit oluyorum ki! Sonra aklıma kendi ilişkilerimde yaptıklarım gelince, önce biraz bozulur gibi oluyorum, neden yürümediğini görmek acı geliyor tabi, ve en büyük dostumuz olan hayat bize her zaman doğruyu söylüyor..Ama sonra tebessüm ediyorum, hiçbir kırgınlık, kızgınlık ya da küskünlük kalmıyor içimde. Hiçbir zaman kin tutmayı bilmedim zaten ama kırgınlıklarıma tutunduğum çok olmuştu, artık onların arkasından su dökmeyi onlara güle güle demeyi, yolcu etmeyi öğrendim. :)

Ziyaretin kısası makbuldür ya hani!

Günümüzde ilişkiler bilgisayar oyunları gibi teknolojik yaşanıyor. Silahların çiçeklerin yerini aldığı dünyamızda, ilişkiler de aşktan çok bir savaşa dönüşmüş farkında değiliz. E hal böyle olunca kadına bakıyorsun, erkeğe bakıyorsun, sonuç değişmiyor.

Taktikler adeta havada uçuşuyor!

“Sakın affetme! Burnu sürtsün biraz!”

Bir paket selpak mendili gözyaşlarını silmek için kullanmış, sevgilisinin adını söyleyip söyleyip kalp çarpıntısı geçiren kadına:
“Umrunda değilmiş gibi davran, köpek olacak kapında, bak görürsün” diyen oniki kocalı hürmüz. – 7 az geldi :)

“Aaaaa! Sakın taviz verme kendinden. Yüz verdin mi astarını isterler! Akşam yatağa alma bak nasıl da indiriyor yelkenleri suya!”

“Abicim sana kız mı yok! Bak etrafına! Kadın milleti değil mi işte! Bu akşam başka bir kızla görün bak nasıl geliyo paşa paşa sana!”

“Hayır, ilk çalışında açma! Bütün gün onun telefonunu beklediğini düşünmesin!”

“Seni aradığında çok işin varmış, kapatmak zorundaymışsın gibi davran!”

“Manyak mısın sen? Niye hediye aldın ki şimdi durup dururken bu ne idüğü belirsiz adama?”

“Bu kadar erken güvenme!”

“Seni seviyorum, deme sakın” AMA SAKIN!!!

VS...VS...VS...VS..

Naçizane...

Bence...

Eğer aşıksam...

Affederim.

Umrumdaymış gibi davranırım, köpek yerine koymam, zaten bir köpeğim var, bir köpeğe değil, bir sevgiliyedir ihtiyaç.

Uzun süre kırgın kalamam.İstesem kalırım elbette de, neden kalayım????

Hala O’nu seviyorsam eğer, başkasıyla birlikte olmayı düşünmem.

Telefon çalar çalmaz açarım, beklediğimi anlasın ya da anlamasın umrumda olmaz!
Aradı ya sonunda!

Yalan söylemem. İçimden ne geçiyorsa söylerim. Öylece..

Sevdiğim adamı hediyelere boğabilirim.

Güvenirim. İlk dakikadan itibaren.

Ve seviyorsam, söylerim. O ister söylesin, ister söylemesin.

Hani Candan Erçetin diyor ya:
“Kırık kalpler durağında inecek var,”

Bana kalırsa ilerle şoför ilerde daha güzel duraklar var!

PS. Seviyorsanız bi SEVİN, SÖYLEYİN SEVDİĞİNİZİ, uymayın arkadaşlarınızın verdiği taktiklere! Savaşmıyorsunuz, AŞK bunun adı! Bütünleştiğiniz tek silah, Aşk Tanrısı Eros’un kalbinize sapladığı coşku dolu ok olmalı! ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder