
Dünyanın en mutlu erkeği ya da kadını olmak...
Bir zamanlama meselesi aslında.
İşe geç kalmak..
Okula geç kalmak..
Eve geç kalmak...
Evliliğe geç kalmak...
Aşka geç kalmak...
“Seni seviyorum!” demek için geç kalmak..Sonra aynı Yıldız Usmanova ve Yaşar’ın birlikte yaptığı düetteki gibi, gidenin arkasında hüzünlü nağmeler çalmak..
SENİ SEVERDİM...!!!!
Dİli geçmiş zaman..Ne çok şey barındırır içinde!
Seni severdim...Şimdi sevmiyorum, sevemiyorum...Sevmeyeceğim..
Sürekli bir şeylere geç kalmışlık duygusu içindeyiz.
Oysa hiçbir şey için geç değil şu hayatta!
HALA SÖYLEYEBİLİRSİNİZ!!!
Size engel, sizden başka kim var şu dünyada?
Şarkılarda hatırlamaya, şarkılarla hatırlamaya, şarkılarla geçmişte bırakmaya gerek yok aslında. Şarkılarla içip sarhoş olmaya, surat asmaya..
O kişi sadece bir mesaj uzaklığınızda...
Bir dinlesek hayatı olduğu gibi, bir baksak hayata, bir sevsek...
Bir düşünsek, ama GERÇEKTEN DÜŞÜNSEK!
İki dudağın arasına bakan bir tebessüm ya da “seni seviyorum” ifadesi için geç olabilir mi?
Güneş, ona ettiğimiz bunca ihanete rağmen her sabah ışıldatmıyor mu dünyamızı?
Hiç bıkmadan, hiç kin tutmadan..
Güneşin zararlı ışınları bile yalnızca insanoğlunun kinini anlatmıyor mu yakarken tenlerimizi?
Ve bizler hep bir bahane bulabiliyoruz yaşamak için...
Hiç bulamazsak “Benden geçti artık.” diyoruz.
Ve hayat bize gülmeye devam ediyor.
Sevgi ne zaman sizden geçer?
Geçer mi? Geçmeli mi?
İnsan sevdiğini saklamalı mı, yoksa haykırmalı mı?
Bir düşünün derim ben...
İYİ DÜŞÜNÜN AMA!
PS. Umarım bulursunuz GERÇEKTEN içinizden gelen cevabı! Niye saklıyorsunuz, onu da hiç anlamam ya zaten!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder