Hani insan kocaman bir orkestraya sahiptir, tüm çalgıların eşsiz güzellikte sesleri vardır,hepsini tıngırdatmak ayrı yetenek gerektirir. Aslında o yetenek içerde bir yerdedir, içe bakmadığınız için göremezsiniz. Bir sevgili gelecektir, yönetecektir ve sizin orkestranız harikulade bir konser verecektir. Sevgili ancak ürettiğiniz müziğin kalitesine gelir! Önce çalgılarınızı öğrenip, orkestranızı yönetin ve güzel bir konser verin, sonra selama çıkarsınız, elbet alkışlayan birileri olacaktır. (R. Okandan)

14 Şubat 2010

Hiç üzülmeyin bir sevgiliniz var...Onun adı HAYAT


Kim ne derse desin, ne konuda ikna edici olmaya çalışırsa çalışsın, istediği kadar “umrumda değil” bahanelerinin arkasına gizlensin..

Bugün önemli bir gün!!!

İster bir sevgiliniz olsun, ister olmasın...
İster hayallerinizdeki aşkı yaşayın, ister yalnız olun..
İster yabancıların “take a break” mevzusunu yaşıyor olun, ister sımsıkı bir beraberlik...

Bugün önemli bir gün..

Çünkü kategorize edilmiş bir hayatta, kategorize edilmiş insanlarla, kategorize edilmiş günleri yaşıyoruz.

Sabah bir şarkı dinliyordum. Eskiden Zerrin Özer’den dinlerdik, şimdi şeker Hepsi kızlarından.

“Bana bana bana hep bana hep bana bana!”.

Şimdi birileri çıkacak diyecek ki, “Eeeeee Rana Hanım, siz demiyor musunuz BEN önemlidir” diye.. :)

Diyorum! EVET! Hatta bağırıyorum! BEN ÖNEMLİDİR!

Ama BEN ve HEP BANA arasında yaman bir çelişki vardır.
Ve aslında bugüne “HEP BANA” prensibi (!) hükmeder!

Aynen zamanında zalim İmparator II. Claudius’un Roma’ya hükmettiği gibi.

Çünkü “BEN” safken, masumken, “HEP BANA” zalim ve talepkardır.

Kalp kutuların içine koyulmuş kalp çikolatalar, önünüze yakışıklı garsonların servis ettiği kalp şeklinde pizzalar, ve kalbinizi teslim ettiğiniz kan kırmızısı gonca güller size “BEN”in saflığını anımsatıyorsa, ne mutlu size!

Mutluluğu keşfettiniz demektir! İşte mutluluk bu kadar basit!

Bu nedenle TEKEL işçileri 61 gündür grevdeler! Bu nedenle sokaklar AÇ insanlarla dolu. Bu nedenle anneler-babalar kaybolan evlatlarının ardından gözyaşı döküyor. Bu nedenle ŞEHİT oluyor askerler.

Bu insanlar mutsuzlar çünkü onlara kalp şeklinde çikolata, kalp şeklinde pizza ve gonca güller vaat edilmemiş.

Sevgilisi olmayanlar bu nedenledir kan ter içinde uyanıyorlar zehirli rüyalarından. Dün gece eski sevgilileri, ya da platonik aşkları ziyarete gelmiş, yılan olmuş, akrep olmuş, sokmuş, zehrini akıtmış rüyalarda.

Hangisi?

BEN mi? HEP BANA mı?

BEN diyen uyanırken gülümseyerek, HEP BANA diyen biraz daha gömülüyor sıcak yatağın içine. Gözleriyle kavgada. Göz açılmak istiyor, o sımsıkı yummaya devam ediyor. Mutluluk gözlerini sımsıkı kapatmaksa, yataktaki yorganın arkasına sığınmaktaysa, dertler bu şekilde derman bulacaksa, DEVAM! Hiç durmayın!

AMA KİMSEYİ DE SUÇLAMAYIN!

Bir gün gelecek unutacağım eski sevgilimi, demeyin! Çünkü o gün BUGÜN!

Hayatımızın günlerini, bir gün bir gün diyerek ne çok tüketiyoruz!

Bugünün o bir günden farkı?????

Bugün sevgililer günü! Happy Valentines!

Yatağınızda tekbaşınıza uyanmanın ne büyük bir şükran duygusu verebileceğini hiç düşündünüz mü?
Yoksa bunu düşünebilmek için ille birtakım deneyimlere mi ihtiyacınız var sizin de?

Bir zamanlar benim de yaptığım gibi...

Şu tarafından bakmayı hiç düşündünüz mü olaya o zaman! Alın size şükretmek için çok önemli bir sebep!

Yatağınızda kendinizle uyandığınız için şükredin, minnet duyun, GÜLÜMSEYİN! Bunu yapın! Gerçekten yapın!

Kendi hayatınızın zalim hükümdarı Claudius olmak yerine, kendi hayatınızın sevgi dolu azizi Valentinus olun bugün! BUGÜN! Bir dakika bile geç kalmayın buna!

Hayat, kendinizi düşündüğünüz zaman o kadar çabuk geçiyor ki, inanamıyorsunuz ve yapmak istediğiniz, tamamalamak istediğiniz o kadar çok şey oluyor ki, yetişemiyorsunuz hayatın hızına. Hani o AŞKSIZlığın, SEVGİSİZliğin verdiği yanılsama var ya! Zaman geçmek bilmez hani! Takvim ilerlemez hani!

Kendi hayatına şükretmeyi bilmeyen, kendi varlığıyla onur duymayan, önce kendisine sonra hayatın ve dünyanın bütününe kalbinden ve gözlerinden sevgi yansıtmayan bir kadın ya da erkek, aşkı bulacaksa bile bulduğu aşk, zalim İmparator Claudius’un hareminde son bulacaktır!

Böyle olmadığının bilincinin keyfini sürmek lazım! Tam da zamanıyken!

PS. Bu hafta değişik bir şükran yazısı oldu farkındayım. Ama hayatımda güzel şeyler olmadığını zannederseniz, yanılırsınız. Özetle, DELTA TP’m çok keyifli geçti, Kurşunkalemimi çok sevdim, Başarılıyım, Hayat keyifli, Ailemi çok seviyorum, Öğrencilerim süper, işyerinde hayat yorucu ama çok keyifli, YAŞIYORUM diyebiliyorum ve ne mutlu bana ki anlatacak o kadar çok şeyim var ki hayata!

Ve siz kendiniz anladığınızda hayatı anlıyorsunuz, hayatı anladığınızda, hayat sizi anlıyor,

sonuç olarak HAYATLA PAYLAŞIM MÜTHİŞ!

4 yorum:

  1. merhaba

    KİTAP OKUYOR MUSUN?
    Amerika da Afrika kökenli KÖLELERİN okuma yazma öğrenmeye cesaret ettiklerinde nasıl acımasızca cezalandırılıyorlardı.
    Komünist manifesto
    Karl marx : ücret, emek ve sermaye
    (not: internette Marksist archive’de Türkçe bölümünden bulunabilir)

    ERMENİ KATLİAMLARININ NEDENİ
    Türk devletinin yaratılması ve mülkün Türkleştirilmesi.

    AYDIN- ENTELEKTÜEL OLMAK
    Ezilen-sömürülenlerin bilinçlerini zehirleyerek afyon alma görevlerini yerine getirerek olur. Kendilerini egemen sınıflara ve iktidar sahiplerine hergün yeniden ispatlamak, işlevlerini her gün yeniden üretmek zorundadırlar.

    ESKİ KELİME KÖYLÜ
    Köylü ihtiyacı olan unu-ekmeği, sütü-yoğurdu, yağı-peyniri, yumurtayı, sebzeyi ve meyveyi velhasıl yaşamak için ihtiyacı olan şeylerin büyük çoğunluğunu kendisi ve ailesi üretiyorsa köylüdür.
    Köylüler artık domatesi pazardan, ekmeği fırından, sütü,yumurtayı marketten satın alıyor.

    EVLİLİK KURUMU
    Kadını aşağıyan-sömüren bir kurumdur. Erkeğin egemenliğinin inşasıdır. Evlilikte beyaz gelinliğin anlamı kadının temiz olduğun gösterir yani aşağılamaktır.

    YanıtlaSil
  2. beyaz gelinlikten ziyade bir de kırmızı kurdele olayı var, yani bekaret!

    YanıtlaSil
  3. dış kabuğumuzda yer alan ikincil benlik yani ego ile birincil benliğimiz olan özgecil ben arasındaki ayrımı guzel yakalamışsın:)

    YanıtlaSil