Hani insan kocaman bir orkestraya sahiptir, tüm çalgıların eşsiz güzellikte sesleri vardır,hepsini tıngırdatmak ayrı yetenek gerektirir. Aslında o yetenek içerde bir yerdedir, içe bakmadığınız için göremezsiniz. Bir sevgili gelecektir, yönetecektir ve sizin orkestranız harikulade bir konser verecektir. Sevgili ancak ürettiğiniz müziğin kalitesine gelir! Önce çalgılarınızı öğrenip, orkestranızı yönetin ve güzel bir konser verin, sonra selama çıkarsınız, elbet alkışlayan birileri olacaktır. (R. Okandan)

17 Mart 2010

Zeytinyağlı Bakladan....AŞKA!


Bir diyalog.

Gayet samimi, gayet içten.

Her şeyden önce, benden bir diyalog..

Ben? Gayet samimi, gayet içten =)

Bakla ve Rana arasında hoş bir sohbete dönüşürken, sürüngen beynimizin, kör inançlarımızın, sahte inanışlarımızın , gerçek zannettiklerimizin – nasıl çağırmak istiyorsanız çağırın - devreye girmesi ile nahoşlaştı =)

İlk bakışta:

Kim çekti ceremesini?
Rana.

Rana cereme mi çekti?
Hayır.

RANA ÖĞRENDİ!

Bir kez daha öğrendi!

SEZGİLERE TAM GAZ GÜVEN- GÜVEN-GÜVEN! TAM GAZ!

Hani ben anlatıp duruyorum ya zaman zaman, hatta yarın yine anlatıcam aslında – ama araya bakla mevzusu girdi, anlatmadan duramayacağım - , biz ne yaparsak yapalım, ne kadar karşı gelirsek gelelim, ne kadar direnirsek direnelim, bir gün mutlaka öğreneceğiz! Ama öyle, ama böyle. Tekamül sona erene kadar, ki böyle bir son...Benim için...

???????????????????????????????????????????????????????

Bunlardan ibaret.

Farkeder mi? Etmeyebilir, edebilir de..Kişiden kişiye değişir..

Hani kitaplar öğretiyor ya! Yaşam koçları öğretiyor ya! Meditasyon öğretiyor ya! Hayatınızı paylaştığınız kedi-köpek öğretiyor ya!

Bakla da öğretiyor..

Kim?

Zeytinyağlı bakla =)

Öğretiyor..

ÖĞ-RE-Tİ-YOR!

Evrendeki her şey öğretiyor...Öğrenmek istedikten, öğrenmeye açık olduktan sonra..Bakla neden öğretemesin?

Akşam 19:45 suları. Köpekle yürüyüşteyken bir arkadaşa rastlanılmış, azıcık sohbet edilmiş, oradan buradan konuşulurken yürüyüş biraz geç bitmiş. Eve gelinmiş, akşam yemeği yenilecek. Güzel ve ritmik bir müzik açılmış, bir yandan köpekcikle ve kedicikle sohbet ederken, bir yandan müziğe eşlik ederken, güzelce bir salata hazırlanmış, şöyle mevsim yeşilliklerinin her türlüsünden, bol limonlu, nar ekşili =)

Sonra masaya her şey yerleştirilmiş, özenle. Buzdolabı açılmış, baklanın olduğu borcam kâse alınmış.

Kapağı açılmış, kaşık daldırılırken sohbet başlamış:

BAKLA : Yapma!
RANA :Ya evet, garip bir koku var ama, dur bakalım.
BAKLA : Bak daldırma kaşığı işte, kokuyorum görmüyor musun?
RANA : Allah allah! Sadece dün gece dışarıda unutmuştum..
BAKLA : Tamam işte, dışarıda unuttun, bozuldum, küstüm, darıldım, ekşidim. Yeme!
RANA :E havalar soğuk ama!
BAKLA : Havalar soğuk ama, kalorifer de cayır cayır yanıyor, nabbbbberrrr?
RANA : Biraz kötü kokuyor hakkaten, dur bir çatal alayım...
SÜRÜNGEN : Ye ya! Bir şey olmaz! Bir gün dışarıda unutulan yiyecek bozulur mu?
BAKLA :Karışma, bırak kendi karar versin! Pis sürüngen 
RANA : Tadı ....mmm...her zamanki gibi değil ama...
BAKLA : Bak yeme diyorum işte, yeme, başka bir alternatif düşün hemen.
SÜRÜNGEN : Zamanın yok RANACIĞIM (ALARM!ALARM! sahte sevgi sahte sevgi) , yemek zorundasın bunu.
RANA :Dolaba bir bakayım, başka ne uydurabilirim pratikte.
BAKLA : Hadi hemen dök beni, hemen hemen hemen..
SÜRÜNGEN : Ya biraz yoğurt, biraz dereotu, hallederizzzz, korkma! Ne korkaksın!
RANA : (Pis sürüngen nasıl da EGO’mla onuyor) Hakkaten ya, başka da alternatif yok.Hemencecik yapabileceğim. Dur bakalım bir de yoğurtla, dereotu ile ve tuzla Deneyelim..
SÜRÜNGEN :Hah şöyle!
BAKLA : VAH VAH VAH!
RANA : Fena olmadı ya! Tabi canım bozulur mu 1 günde!

SONUÇ: Rana baklayı yer. Tüm sezgilerine rağmen. Sürüngen beyin kilit noktasına kullanmıştır atağını. Anahtar kelime:

KORKAK!

Gaza geldim mi geldim! Niye inkar edeyim? =)

Ve ben bu baklayı neden yedim? Kör inançlarım yüzünden.

“1 günde baklaya bir şey olur mu?”
“Kış mevsimindeyiz. Hava soğuk zaten, yaz olsa anlarım.”
“Bakla mis gibi, benim ağzımın tadı yok herhalde, tatlandırayım şunu.”

Baklayı ve sezgimi dinlemediğim gibi,
Dereotuna’da yoğurt’a da tuz’a da acımadım.
Kendimle beraber onları da yaktım.

SONUÇ: Besin zehirlenmesi =)

HAYATIMIZIN HER DÖNEMECİNDE , HER ANINDA BU BÖYLE ASLINDA.

Nereye mi bağlayacağım?

Aslında her şeye bağlayabilirim..Hadi hazır bahar da gelmişken, aşka kaldıralım kadehlerimizi =)

AŞKA... ;)

Aşk da zehirleniyor biliyor musunuz? Hem de kim zehirliyor?

BİZ!

Kadın ve erkek tanışırlar, birbirlerinden hoşlanırlar, çekim gücü son noktasındadır. Bir AŞK başlar. İki taraf da mutludur. Her şey güzel giderken, birden kadın YA DA erkek, hiiiiç farketmez ve inanır mısınız, HİÇ NEDEN YOKKEN, YANİ ORTADA FOL YOKKEN, YUMURTA YOKKEN:

“Her şey de çok güzel gidiyor AMA...”

SÜRÜNGEN: Merak etme, başta hep böyle oluyor, nasılsa iki gün sonra bıkar senden terkeder..Heves meselesi..Heves gitti mi, her şey gider!

Sonra ister serum tak, ister istirahate çekil, ister yoğurt ye, ister ara, ister yaz, ister mektup döşe!

Zehirledin bir kere!Onu da kendini de, aşkı da zehirledin!

Ha kurtarılabilir mi?

İSTEDİKTEN sonra,

ELBETTE!

Ama sezgileri dinleyerek, sezgilere güvenerek.

SÜRÜNGEN’İN ÇATAL DİLİNDEN miniminnacık olsun vazgeçerek. Karanlık inançlarımıza, körü körüne tutunduğumuz geçmiş deneyimlerimize biraz nefes alma fırsatı vererek belki de..

PS. Herkese keyifli günler. Sofranıza koyduğunuz yiyeceklerle hoş sohbetler dilerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder