
Şikayet...Şikayet...Şikayet...Şikayet...
Geçen gün çok sevdiğim arkadaşlarımdan birinin facebook iletisiydi:
“Hayat aynı olayların tekrarından ibaret! Anyone disagrees?”
“Kesinlikle!” yazanlar da vardı...”Katılıyorum” yazanlar da vardı. Like edenler de vardı, ve bence mutlaka düşünüp de, fikre katılıp görüş bildirmeyenler de vardı.
Umarım karşı çıkanlar da olmuştur..
Benim gibi...
Direkt karşı çıktım. Hem de hani derler ya, ölümüne sevdalıyız! O cinsten!
Hayat aynı olayların tekrarından ibarettir, evet..Doğrudur, katılıyorum...Bunda yanlış olan bir şey de yoktur aslında.
Çünkü yanlış sonuçta değil, nedende yatar. Hiçbir problem sonucuna odaklanarak çözülmez!!!!!!!!!!!!!!!
Tekrarlıyorum! ÇÖZEMEZSİNİZ!
!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Ve sonuca bakarak, oflanarak, puflanarak değil, nedenine inerek anlaşılmalıdır, aranmalıdır, düzeltilmelidir.
Ve hiç “Neden?” diye sormaya yeltenmeyin, duymak istemiyorsanız, ama bence bi sorun!
Neden?
Benim, Senin, Bizim, Sizin yüzümüzden!
Şaka gibi, değil mi?
Ama şaka değil! Ve şaka gibi de algılanmamalı bence..
Gayet açık! Ve gayet GERÇEK!
Yerimizde sayıyorsak, bir adım ilerleyemiyorsak, hatta ilerlediğimizi zannederken 3 ay sonra durup bir baktığımızda bir de geri gittiğimizi görüyorsak bir oturup düşünmek zamanıdır...Artık sonuçları bi bırakıp, nedenleri bulmanın, aramanın, ortadan kaldırmanın ya da nedenleri değiştirmenin zamanıdır.
Problemi yaratan etkenleri değiştiremediğimiz sürece istediklerimizi elde edemeyeceğimize, ve hatta problemin devam etmesine izin vereceğimize göre...
Problem de biz olduğumuza göre. Ben, sen, Biz, Siz.. =)
O zaman kendimizi değiştirmekle başlasak işe?
Nasıl olur?
Monotonluktan sıkıldık. Değişik bir hayat istiyoruz. Bazılarımız daha değişik bir iş, bazılarımız işinde daha değişik bir pozisyon, bazılarımız değişik bir semtte oturmak, bazılarımız değişik bir araba, bazılarımız değişik bir ev, bazılarımız değişik bir ilişki istiyor.
Kimileri kilo almak, kimileri kilo vermek..
Kimileri gelin olmak, kimileri boşanmak...
Eeee? Pardon da kim tutuyor sizi?
Siz tabi! Yani biz! Yani ben!
Değişiklik istemek güzel bir şeydir elbette. Ve çoğu zaman inanılanın aksine değişiklik iyidir.
Ama önemli olan bizim bu değişikliklere nasıl tepki verdiğimizdir. Bir düşünün bakalım bugüne kadar hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu ve bu değişikliklere verdiğiniz tepki negatif miydi?
Değil miydi?
Değilse, güzel! Sorun yok demektir.
Ama eğer hayatınızda oluşan değişikliklere sürekli negatif tepki veriyorsanız, önce mutlaka bir şikayet ediyorsanız, söyleniyorsanız, ilk etapta korkuyorsanız, hemen kaçıyorsanız, istemiyorsanız, önyargı taşıyorsanız, olduğunuz yerden memnunsanız, değişiklik sizi ürkütüyorsa...
Kusura bakmayın ama ne halt etmeye değişiklik istiyorsunuz o zaman hayatınızda??
Ya tam karşınızda duran hayat sizi ne kadar ciddiye alabilir değişiklik istediğinizde?
Demeyecek mi? “Yahu ben bu kadına-adama bugüne kadar birçok değişik şey gönderdim, hepsine lanet etti, dalga mı geçiyor şimdi benimle?”
Bence der...Demeli de...Hak vermemek elde değil yani, o derece!
Şu hayatı bir anlayabilsek! Dediniz değil mi?
=)
Hayatı değil kendinizi anlayın, siz kendinizi anlarsanız, o sizi, siz de onu otomatikman anlarsınız zaten! Bu ilişkinin de nikah günü ya da ayrılık günü olmaz!
İmzalara bakmaz yani kalpten gelen hisler..
Her şeyi yakın demiyorum size bir kibritte. Böyle bir şey mümkün değil... mi? Aslında mümkün ama zor..Merdiven tırmanmak gibi düşünürsek eğer, bir sıçrayışta en üst basamağa çıkmak için oldukça yetenekli olmamız gerekir, yaş geçmişse bu yeteneği de elde edemeyeceğimize göre ki, bence istenirse bu da başarılabilir aslında ama..
Hadi diyelim, her şey zorladı sizi, sıçramak zor, bedeniniz ve ruhunuz uygun değil buna..
E basamaklar ne güne duruyor?
Tek tek çıkın..Hatta çok yorulursanız bir soluklanın..
Gerçi siz bir çıkmaya başlayın, gerisi gelecektir mutlaka.
Daha önce de söyledim, şakaya değil ama alaya gelmiyor hayat. Kendimizle alay ediyoruz farkında değiliz..
Bi de...Değişiklik yapın azıcık hayatınızda, kendinizde...İlle gidin saçınızın rengini değiştirin, ne bileyim kısaltın, perma yaptırın, vs değil..Ya da takım elbise giyerken birden motosiklete binip deri pantolonlar ve eldivenler giyin de değil kastım...
Ama yapın bi değişiklik...Hiç mutfağa girmiyor ve yemek yapmıyorsanız, girin hiç bugüne kadar denemediğiniz bir tarifi yapın. Mutfağın altını üstüne getirin, etrafta un paketleri uçuşsun, sebzeler birbirine karışsın mutfak tezgahında.
Kitap okumaktan hazzetmiyorsanız, gidin kitabevlerinden birine, rafların arasında dolaşın, elinizin İLK GİTTİĞİ kitabı alın, okuyun...
Sürekli arabayla gidip geliyorsanız, en azından haftada bir gün arabanızı bırakın, toplu taşıma araçlarını kullanın, insan içine çıkın..
Rock dinliyorsanız sürekli, gidip kendinize bir klasik müzik cd’si alın. Arada dinleyin..
Oturup hayal kurmuyorsanız, böyle şeylere inanmıyorsanız, oturup hayalinizle ilgili yazın, ya da zihninizde resmedin kurduğunuz hayali, değişiklik olsun diye yapın ama içinizden gelerek yapın..Tüm detaylarıyla!
Sinemaya gittiğinizde sürekli patlamış tuzlu mısır yiyorsanız, bir kerede karamelli şekerli mısır yemeyi deneyin.
Sürekli aksiyon filmleri izliyorsanız, bir kere de duygusal bir film izleyin.
Önce kendi rutininizi kırın, hayat da sizin rutininizi ona göre ayarlasın..
PS. Çok iticiyim değil mi?? =)
Peki, size bir soru: Sizce ben bunu önemsiyor muyum?
Hayır!
Sadece yazıyorum, paylaşıyorum, bu da benim meditasyonum. =)
Bir de, siz bana zikretmiyorsunuz belki ama ben duyuyorum =)
“Madem bu kadar pozitifsin, madem hayatında birçok şeyi halletin, hani hep peri masallarındaki gibi bir aşk yaşamak istiyorsun ya? Neden olmuyor o zaman???”
Olmuyor değil. Bugüne kadar olmadı. Ama....OLACAK! Hiç merak etmiyorum...
Hiç endişelenmiyorum...
Sadece şunu biliyorum.
OLMASI İÇİN BİR SÜRÜ NEDEN VARKEN, OLMAMASI İÇİN HİÇ SEBEP YOK!
Güven böyle bir şey işte!
Sadece tavsiye edebilirim....
Olunca paylaşırım ;)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder