
Biliyor musunuz?
Bazen ben de ağlıyorum...
Her kadın gibi..
Önce kasıyorum, kasıyorum kendimi...Gözyaşlarımın önüne bariyer olsun diye binbir çeşit yöntem deniyorum. Televizyonu açıyorum, ya da çok sevdiğim Friends dizisinden birkaç bölüm izliyorum, o da olmadı Bejewelled oynuyorum, o da olmadı köpeğimle yürüyüşe çıkıyorum...
Ve ne farkettim biliyor musunuz? Ertelemekten başka hiçbir işe yaramıyor bütün bu aktiviteler.
Akacak gözyaşı gözpınarında durmuyor yani!
Siz ne kadar ertelerseniz erteleyin, nasıl engellemeye çalışırsanız çalışın, geldi mi hemen şimdi de olsa, on dakika sonra da ya da birkaç saat sonra, birden boşalıyor...
Erteledikçe sinirleniyorsunuz, agresifleşiyorsunuz, A diyene B oluyorsunuz...
Ama olsun, güçlüsünüz ya, ağlamıyorsunuz en azından, kimse içinizdeki o güçsüz yanınızı görmüyor.
Yalnızken de, kendi kendinize göstermek istemiyorsunuz o yanınızı!
İstemiyorsunuz onunla yüzleşmek, savaşı kaybetmek.
Savaş da kimle yapılıyorsa artık!
Nasıl oluyor da oluyor? Nasıl oluyor da Pozitif Düşünce ve Kişisel Gelişim’le ilgilenen ben, bu kadar çok okuyan ben, özel toplantılara giden ben, seminerlere giden ben, kendi yolculuğumu yazan ben ağlıyorum!!!!
Ne ayıp değil mi?
Tu kaka bana!
Oysa,
Ben robot değilim...
Ben bir insanım elbette nihayetinde.
Pozitif Düşünce, Kişisel Gelişim, Kuantum Fiziği, Makrofelsefe....hepsi insan için!
Ve insanı düşüncelerimiz ve duygularımızın yoğunluğu insan yapıyor!
Ama..
Ben robot değilim..
Bazen benim de umut ettiğim şeyler olmayabiliyor...Bazen ben de kaybedebiliyorum...Bazen ben de çok yalnız hissedebiliyorum.. Bazen benim de kalbimi kıranlar, beni yaralayanlar olabiliyor.
Bazen ben de haketmediğimi düşündüğüm şeyler yaşayabiliyorum..
Bazen ben de kabus görebiliyorum ve nefes nefese uyanabiliyorum, uyandığımda gözlerimi tavana dikip de saatlerce seyredebiliyorum olmasını istediğim şeyleri..
Ama bazen olmayabiliyor.
Biliyor musunuz?
Ben geçmişime bağlı yaşamıyorum belki, çoktan geride bıraktım, unuttum belki ama, geçmişimi çok seviyorum..Çünkü beni ben yapan o geçmiş..
Ve bazen geçmişime bakıp da hayatıma giren insanları tek tek sıraladığımda, kazandıklarımın yanında kaybettiklerimi düşündüğümde benim de içimin burkulduğu zamanlar oluyor.
Bazen çok sessizliği sevmeyebiliyorum..
Bazen kendimi kapana sıkışmış gibi hissedebiliyorum..
Ben bir insanım..
Bazen gitme zamanı geldiğinde gidemediğim için, bazen gitme zamanını farkedemediğim için, bazen gitme zamanı geldiğinde gittiğim için, bazense gitme zamanını kendi kafamdan yaratıp da çekip gittiğim için kendimi suçlayabiliyorum..
Bazen her şey üstüme üstüme geliyor.
Bir yandan tebessüm ederken, bir yandan gözlerimden yaşlar süzülebiliyor benim de..
Bazen öyle zamanlar oluyor ki, ben de inancımı kaybedecek gibi olabiliyorum..
Çünkü ben bir insanım..
Bazen benim de kanım akıyor, canım acıyor, gece yıldızları seyrederken dalıp gidebiliyorum..
Gidene güle güle demekte zorlanabiliyorum..
Bazen büyüyorum, bazense çocuk oluyorum..
Bazen çok insan olsun istiyorum, bazen yalnız kalmak..
Bazen ağlamak, bazen gülmek..
Akşam oldu mu bazen bana da bir ağırlık çöküyor, oturduğum yerden kalkmak istemiyorum, parmağımı kıpırdatmak..
Çünkü ben bir insanım..
Ve biliyorum ki bu ne ilk gözyaşım olacak ne de son..
İnsan olmaya devam ettiğim sürece sevindiğim kadar üzüldüğüm zamanlarım da olacak.
Kucakladığım zamanlarım kadar öfke dolduğum zamanlarım da olacak.
Kazandığım kadar kaybettiğim zamanlarım da olacak..
Artık tek yapabildiğim, hayatımdaki herşeyle birlikte, gözyaşlarımı ve üzüntümü de kucaklamak...
Sanki gözyaşlarımı kucakladığım zaman ben onları onlar beni çok seviyor, ve sanki o zaman her şey çok daha güzel oluyor..
Ertelemeyin hislerinizi..Geldiği gibi yaşayın. Kasmayın...
Akmak istiyorlarsa bırakın aksınlar...
Haber yolladıysa gözyaşları, gelmek istiyorlarsa misafirliğe, bir maniniz yoksa, bırakın gelsinler..
Ertelemeyin..
Hoşgeldiniz deyip, güzel bir evsahipliğiyle ağırlayın onları...
Şikayete hiç gerek yok, onlar bizim, sizin, benim gözyaşlarımız...
Ne de olsa, misafir gözyaşı bile olsa, gelirken mutlaka elinde hediyesi de oluyor..
Hediyeyi açmak, en güzel yere koymak, ve misafirliği doya doya yaşamak, ardından giderken de, tüm içtenliğimizle güle güle yolcu edip, istedikleri zaman gelebileceklerini dile getirmek..
Benim için en doğrusu bu..
Güzel de olsa, acı da..
Kasmamak gerekiyor hiçbir şey için hiçbir zaman.
Sadece farkında olmak..
Nasıl sevincim benimse, üzüntüm de benim üzüntüm.
Bir kere gelince, yaşamadan gitmiyor..
O zaman Nermin Bezmen'in de dediği gibi, "madem gelmişsin hüzün, tadını çıkarmak lazım!".
PS. Herkese güzel çok güzel çok çok güzel bir hafta diliyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder